Cumartesi, Eylül 03, 2005

harbiden delmiş...









yanımdan geçen düğün konvoyunun
bas bas bağıran kornalarının beynimi
delercesine ağrıtmasını garipsemiştim
ilk anda, meğer harbiden delmiş beynimi ibneler...

bireysel silahlanmaya hayır demem için çok mu geç ki?

(25 yaşındaydım, bekardım, toplumsal yaralara parmak basan bir kişiliğe sahiptim!?)

Perşembe, Eylül 01, 2005

görmüş müdür ki?












Ben küçükken, benden büyük allahtan küçük bi dedem vardı. Her akşam benden küçük bi büyük içerdi. O zamanlar bana çok ilginç gelen bişey yapardı dedem içerken. Ne zaman allah şarkı söylemeye başlasa (ezan deniyomuş ona, sonradan öğrendim) kadehini, şişesini, mezesini alır masanın altına koyardı. Ezan bitince de yine hepsini özenle masanın üstüne yerleştirir, kaldığı yerden devam ederdi. Durumu çözememiştim ama, ne zaman ezan okunsa ben de oyuncaklarımı falan dedemle senkronize bi şekilde kanepe koltuk altlarına saklar olmuştum. Alışkanlık yapmış heralde, ayıptır söölemesi, geçen hatun var evde, ezan başlayınca yatağın altına sakladım alelacele, görmüş müdür ki?

Çarşamba, Ağustos 31, 2005

Anonymous said...

ne zamandır yazacam unutuyom, geçenlerde
bi arkadaş google' da "MUM SÖNDÜRME"
anahtar sözcüğüyle arama yaptırıp, (kafaya bak)
kazara benim blog düşmüş. Gerçi "TRAVESTİ ŞULE"
anahtar sözcüğüyle gelenini de gördüm şaşırmam ama,
bu arkadaş giderken arkasında bunnarı bırakmış:

"içmekten baska bir isiniz yokmus boş gelmissin boş gidiyosun"
"ateistler bari imanı bütün insanlara karışmayın"
Anonymous said...

Anonymous seiddik lan...!? (pardon)

Pazartesi, Ağustos 29, 2005

Şimdi bu kompiter herşeyi bilir mi Spak abi?








Turist ömer:
- Şimdi bu kompiter herşeyi bilir mi Spak abi?
Mr.Spak:
- Evet mister turist..
Turist ömer:
- Müsaade et bi soru da ben sorayım..
yav kompeter, bu haftaki loto sonuçları ne olur be?

İşte Turist Ömer Uzay Yolunda filminde şahit olduğum bu müthiş dialogla başladı bilgisayarlara ilgim. Loto sonuçları konusunda herhangi bir veri alamamam beni biraz hayal kırıklığına uğrattıysa da, bilgisayar teknolojilerinin gelişimini hep saygıyla izledim. Çoğu zaman aklımın almadığı bu gelişmeler bilgisayarlara karşı eziklikle karışık bi bağlılık yarattı bende. Bu eziklikten mi bilmem hani bi bilgisayarı altetme fırsatı verseler elime hiç kaçırmam,atlarım. Kompütere "zzzııtt erenkööy!" diyen, sonunda cazırdayarak bozulmasına sebep olan turist ömer'i hep kıskanmışımdır mesela.

Bugün web'de karşılaştığım bi proje kısmen de olsa bilgisayara "zzzııtt erenkööy!" deme tadında duygular yaşattı bana. Olay şu: abinin biri oturmuş DİNGO diye bi program geliştirmiş, aklınızdan bi obje, alet vs. tutuyosunuz. Dingo size çoktan seçmeli sorular sormaya başlıyo ve bu sorulara verdiğiniz cevaplar sonunda aklınızda tuttuğunuz şeyi tahmin etmeye çalışıyo. Program şu an beta aşamasında olduğundan soyut kavramlar ya da kazık objeleri tahmin edemiyo ama yine de DİNGO'nun başarısı beni şaşırttı. Siz de bilgisayara "zzzııtt erenkööy!"demek istiyosanız aşağıdaki linkten basit bi işlemle projeye üye olup işin zevkli kısmına hoop diye geçebilirsiniz.

"operasyon amplifikatör entegresi"ni tutacam aklımdan, sıkıyosa bul dingo efendiiiii!!!!

http://www.canavarlar.com/dingo/

Salı, Ağustos 23, 2005

gülme lan!










Eskiden böyle olmazdı bana, içki dostlarımın azalmasından, birer birer başka memleketler göçmelerinden mi yoksa ufaktan yaşın ilerlemesinden mi bilmem bu aralar pek bi keyifsiz içmek.

Hani şu şişelere sıkı sıkı sarılıp fransız öpücüğü tadında yudumlar aldığım günleri arar oldum. Her yeni şişe narin bi dilber edasıyla süzülerek gelir, içinde ne varsa, bir damlasını bile sakınmadan paylaşırdı bizimle, biz de her eksilen yudumun yerine muhabbet doldururduk. O kadar ki hani kalkıp gitme vakti geldimi, şööle bi dönüp bakardık geride kalana, o içinde kalan bi iki damla gidişimizin ardından dökülen göz yaşı gibi gelir, dayanamaz döner geri son bi küçük öpücük alırdık şişenin ağzından.

Şimdi mi, şimdi dönüp bakınca, Erol Taş gibi kahkaha atıyo sanki ibneler arkamdan...

Pazartesi, Ağustos 22, 2005

F1 türkiye'de...

DHA muhabiri Kurtköy pisti yakınlarında bi kahvehanede
televizyon izleyen vatandaşa yaklaşır...

muhabir:
-Formula 1'i izliyorsunuz, nasıl heyecanlı mı?
vatandaş:
-evet, çok heyecanlı...
m:
-hangi takımı tutuyorsunuz?
v:
-BEŞİKTAŞ!
m:
-Yok, formula 1'de hangi takımı...
v:
-Alanzou'yu (huh)

Çarşamba, Ağustos 17, 2005

marry me neccclaaa!!!!













Çok eski bi arkadaşım necla, yıllardır aramızda dönen bi geyik vardı; "Masterını, doktoranı yap, ben de kimseyle evlenmezsem o zamana kadar, seninle evlenirim!" derdi, ben de: "Rektör bile olurum huleen!" derdim. "Havanı alırsın koççuuum"demenin başka bi yoluydu galiba necla'nın yaptığı, ama neyse, umut fakirin ekmeği!?

Efenim ben şimdi bu konuyu niye açtım? Geçenlerde necla'nın, ayıptır söölemesi, doğuda, eşşeğin zikinde bi yere tayini çıktığını duydum, bu tayini engellemek için çeşitli yollar arayan 657' ye taabi bu sevgili arkadaşımın son seçeneklerinden biri de anlaşmalı bi izdivaç yoluyla bu zor durumdan yırtmak. Dediğim gibi son seçenek de olsa ortada böyle bi durum var ne yazık ki. İşte bu durum da benim aklıma "Benden memur olur mu?, olursa nasıl olur?" vb. soruları soktu dün gece.

Sonuç mu? Anladım ki ben den olsa olsa Avarel Dalton olur!!!

Pazartesi, Ağustos 15, 2005

Acilen "Clark Kent"ler aranıyor!

ne yazık ki Antalya'dayım ama belki buradan
duyuruları takip edebilirim,
batman'i çağıran spot gibi bişiy...

KAYIP...










En son makalesinde türk esnafının çarpık yapısına, çürümüş düzenine dikkat çeken ve korkusuzca bu konunun üstüne giden araştırmacı yazar sayın ANİTEZ o gün bugündür kayıptır. Kendisinin gözü dönmüş türk esnafının hışmına uğradığını düşünüyor ve hayatından endişe ediyoruz. Bilgisi olanlar lütfen bağlantıya geçsin ya da geçmesin ne biliyim yav...